2. İlk Kırılma
Sabah tanıdık cevaba öfkelenir. Akşam çocukluğundan kalan bir duayı hatırlar. Ertesi gün hiçbirine yaklaşmak istemez. Bir yerde sertleşir; başka bir yerde kendi sertliğinden çekinir.
Dışarıdan kararsızlık gibi görünen şey, içeride dürüstçe durabileceği yeri aramasıdır.
İlk kırılma tek yönlü ilerlemez. İtiraz, bekleyiş, uzak bir genişlik ve eski güvene dönme isteği sırayla gelmeyebilir; aynı gün içinde birbirine karışabilir. Üstelik bu yönler yalnız içeriden doğmaz. Küçümseyici bir cevap, beklenmedik bir iyilik, yeni öğrenilen bir şey veya görülen bir haksızlık, aynı kelimenin sesini değiştirebilir.
İnsan cümleleri boşlukta duymaz. Kendi geçmişi de o cümlelerin içine karışır.
Bu durakların hiçbiri boşuna doğmaz. Her biri insanın bir yerde sıkıştığını, bir şeyi taşıyamadığını ya da hâlâ bir şeyi aradığını gösterir.
İtiraz
İlk belirgin yön çoğu zaman itirazdır. Her zaman yüksek sesle gelmez. İnsan kimseyle tartışmadan hayatını sürdürebilir; aynı sofraya oturur, kendisinden beklenen işleri yapar. Fakat içeride bir yer artık eski biçimde yumuşamaz.
Tanıdık cevap yeniden geldiğinde rahatlama doğmaz. Bazen itiraz cümlenin kendisinden çok, soruyu kapatmasına yönelir. Daha ne yaşandığı duyulmadan cevap verilmiş, yara görülmeden konu kapanmış gibi gelir. Bugünkü sözün içine eski susuşlar da karışır.
Böyle bir öfke boşuna doğmayabilir. Bazen sorusu ayıp sayılmış, acısı hızlı bir teselliyle geçiştirilmiş, susması beklenmiş bir insanın içinden gelir. Bu öfkeyi hemen nankörlük ya da taşkınlık diye kapatmak, onun gördüğü şeyi de kapatmak olur.
Yine de öfkenin baktığı yerde her şey tam görünmeyebilir. Gördüğü haksızlık gerçek olsa bile, bütün resmi tek başına taşıyamayabilir. Bu yüzden itiraz hem ciddiye alınmak hem de kendi içinde yoklanmak ister.
İnsan bazen yalnız söylenene değil, o sözün kendisinde bıraktığı yere itiraz eder.
Bu itirazın içinde yalnız uzaklaşma isteği bulunmaz. Bazen insan, itiraz ettiği sözün hâlâ kendisini taşıyabilmesini de ister. Eski cümlenin yine içeri girmesini, yine sakinleştirmesini, yine yerini bulmasını beklemiş olabilir. Ama aynı karşılık doğmadığında itiraz daha da sertleşir. Çünkü kırılan şey yalnız bir cevap değil, o cevabın artık taşıyamıyor oluşudur.
İnsan aynı yerde kalmayı sürdürdüğünde, yalnız sorusunu değil, kendisini de susturduğunu hissedebilir.
Bir süre sonra yalnız bazı cevaplar değil, o cevapların kurduğu bütün çerçeve de uzak gelmeye başlayabilir. İnsan artık o dilin içinde dürüstçe duramadığını hisseder. Bu, hafif bir rahatlama gibi değil; eski yerin artık taşınamaması gibi yaşanır.
İtiraz yine de hemen yeni bir zemin vermez. Eski cevap yerinden oynadığında ölüm, iyilik, adalet ve anlam soruları kaybolmaz. Yalnız başka bir yerden geri gelir.
Bir kapı kapanır. İnsan bazen yalnız koridorda kalır.
Temkin
İtirazın ardından kesin konuşma isteği azalabilir. İnsan bir açıklamaya yaklaşır; içinde kapanmayan yeri görünce durur. Bir söz gelir, sonra başka bir söz. Var diyen de konuşur, yok diyen de. Fakat bazen hiçbir söz, insanın içinde hüküm kuracak açıklığa dönüşmez.
Kabul etmek için aradığı açıklığı bulamaz, reddetmek için de kendisini yeterince sağlam bir yerde görmez.
“Bilmiyorum,” der.
Bu kelime her zaman kaçış değildir. Bazen elinde gerçekten bundan fazlası yoktur. Kendisine sunulan cevaplardan hiçbirini kendi sözü gibi taşıyamaz; bilmediği yerde biliyormuş gibi durmak istemez.
Bu bekleyişin de kendince bir dürüstlüğü vardır. İnsan kesinleşmemiş bir şeyi kesinmiş gibi taşımak istemez.
Fakat bekleyiş huzurlu bir boşluk da değildir. Hayat sürer; büyük soruların önünde durabilse bile geri kalan her şeyi askıya alamaz. Bazen gerçekten bilmediği için bekler, bazen de hiçbir yere yaklaşmamak için aynı kelimenin arkasına çekilir.
Bunu kendi içinde bile hemen ayıramayabilir.
Uzak Genişlik
Bazen kırılmanın ardından eski kelimelerin dışında bir genişlik belirir. Bildiği cevapların içinde duramıyordur; fakat varlık bütünüyle kapalı ve boş da görünmüyordur. Görünenin gerisinde, biçimi hemen verilemeyen bir anlam ihtimali kalır.
Bu ihtimal biraz nefes aldırabilir. Daha önce yalnız kapanış gibi gelen alan açılır. Her şeyin eski kelimelere sığmak zorunda olmadığını hissettirir.
Bir yaratıcı fikri içeride yer bulabilir; fakat insan karşısına çıkan dinî sözleri o genişliğe sığdıramayabilir. Bir şey vardır belki; ama yakındaki iddiaların diliyle konuşuyor gibi gelmez. Uzakta bir anlam kalır, fakat o anlam eldeki sözlerle birleşmez.
Fakat ferahlık yakınlık değildir.
İnsan neye yaklaştığını tam olarak bilmez. Eski söze dönemiyordur; yeni bir söz de henüz eline gelmemiştir.
Genişlik vardır, fakat elden tutmaz.
Eski Güvene Dönüş
Belirsizlik yorucudur. Her cümleyi yeniden düşünmek, daha önce kendiliğinden yapılan şeylerin önünde durmak insanı tüketebilir. Tanıdık bir dua, eski bir ses veya bir zamanlar içini sakinleştiren cevap yeniden sıcak görünür.
İnsan yalnız düşünceden ibaret değildir. Dağılır, yorulur, bir yere yaslanmak ister. Bazen uzun bir açıklama değil, geceyi geçirecek bir çatı arar.
Eski güven böyle anlarda çağırır.
Kelimeler yeniden söylendiğinde bazen yine dışarıda kalır. Bazen de aynı cümle başka türlü duyulur. Söz değişmemiştir; onu duyan yer değişmiştir. Daha önce alışkanlıkla taşınan bir şey, uzaklaştıktan sonra ilk kez kendi adına tutuluyor gibi gelebilir.
Eski güvene dönme isteğiyle eski güvenin yeniden doğması aynı şey değildir. Birinde yorgunluk tanıdık yere sığınmak ister; ötekinde insan uzaklaştıktan sonra aynı sözü ilk kez kendi içinden geçirerek duyar. İnsan bunu ilk anda ayıramayabilir.
Devam Eden Soru
Bu yönlerin hiçbiri herkeste aynı sonuca dönüşmez. İtiraz bazen açıklık getirir, bazen kendi sertliğini de taşır. Bekleyiş dürüst bir duruş olabilir, bazen yaklaşmayı erteleyen bir yere dönüşür. Genişlik nefes verir; kimi zaman mesafesini de korur. Eski güven gerçekten yeniden duyulabilir; bazen kaybetme korkusunun sesiyle karışır.
İnsan hemen bir yere varmaz. Ama başladığı yerde de kalmaz.
Bütün bu yönlerin içinde aynı soru sürer:
İnsan artık hangi yerde kendisine yalan söylemeden durabilir?
İlk kırılma insanın eline bir cevap vermez. Yalnız birbirine karışan bu duraklara bakacak bir ölçü ihtiyacı bırakır.