Tüm Yazılar

  • 8. Mum Güneş Değildir

    Geriye, gecenin tamamını açıklayacak bir cevap değil, küçük bir ışık ihtiyacı kaldı. Bu ışık güneş değildir: karanlığı kaldırmaz, yolun tamamını göstermez, yaranın neden açıldığını açıklamaz. Yalnız insanın önündeki bir adımı bütünüyle kör atmamasına yardım eder. Bir mumun aydınlattığı yer dardır. El, yakın duvar, ayağın önündeki taş seçilir; birkaç adım ötesi yine karanlık kalır. Bu yalnız…

  • 7. Cümlelerin Küçüldüğü Yer

    Hak etmeyenin acısı. Bir çocuk korkar. Bir hayvan yaralı bedenini saklayacak yer arar. Kendini koruyamayacak biri, ne olduğunu bile tam anlayamadan incinir. Orada acı yalnız düşünülen bir mesele değildir; bir yüzde belirir, bir nefeste kesilir, bir bedeni daraltır. İnsan uzaktan baktığında cümleler kolay gelir. Düzen, sebep, sabır, ders ve anlam gibi büyük kelimeler çabucak yerini…

  • 6. Cevap Vermenin Başladığı Yer

    Montunu koluna alıp odadan çıkmaya yönelmişken biri arkasından adını söyler: “Biraz burada kalır mısın?” Sesi yüksek değildir. İnsan kapıya bakar, sonra ona. Gidebilir; işi, yorgunluğu, yetişmesi gereken bir yer vardır. Kalabilir. Neden kalamayacağını anlatabilir. İstenen şey küçük görünür, fakat o anda önündeki akışı keser. Bir sözün insana yönelmesi, insanın o sözü kabul etmek zorunda olduğu…

  • 5. Beden ve Vicdan

    Soru Bedene Gelir Gece yarısını geçmiş bir hastane koridorunda biri plastik bir sandalyede oturur. Kapı her açıldığında başını kaldırır. Birkaç saat önce kendisini unutturan beden, şimdi omzunda, midesinde ve nefesinde kendini duyurur. Beden o gece sessiz değildir. Soru uzakta başlamış olabilir; fakat insan onu bedeniyle taşır. Korktuğunda nefesi hızlanır, omuzları kasılır, sesi daralır. Sevindiğinde yüzü…

  • 4. Evrenin Sessiz Sorusu

    Evren insan diliyle cevap vermez. Sadece var olarak durur. Şehir ışıklarının azaldığı bir yerde gökyüzüne bakınca, insan alıştığı göğün ne kadar dar olduğunu fark eder. Gündelik hayatın içinde gökyüzü çoğu zaman binaların arasındaki küçük bir açıklıktır. Karanlık arttıkça gök çoğalmış gibi görünür. Oysa değişen gökyüzü değildir; insanın önündeki perde biraz çekilmiştir. Başını kaldırır. Üzerindeki genişliğin…

  • 3. Tartının Doğduğu Yer

    Doğmakta Olan İhtiyaç İlk kırılmanın ardından itiraz, bekleyiş, uzak bir genişlik ve eski güvene dönme isteği birbirine karışabilir. Bir düşünce ferahlatır; bir süre sonra bu ferahlığın gerçekten bir şeyin yerine oturmasından mı, yoksa yalnızca yorgunluğun hafiflemesinden mi doğduğu sorusu belirir. Eski bir söz hâlâ sıcak gelebilir; fakat sıcaklığın onu kendiliğinden doğru kılmadığını sezer. İtiraz haklı…

  • 2. İlk Kırılma

    Sabah tanıdık cevaba öfkelenir. Akşam çocukluğundan kalan bir duayı hatırlar. Ertesi gün hiçbirine yaklaşmak istemez. Bir yerde sertleşir; başka bir yerde kendi sertliğinden çekinir. Dışarıdan kararsızlık gibi görünen şey, içeride dürüstçe durabileceği yeri aramasıdır. İlk kırılma tek yönlü ilerlemez. İtiraz, bekleyiş, uzak bir genişlik ve eski güvene dönme isteği sırayla gelmeyebilir; aynı gün içinde birbirine…

  • 1. Cevap Vardır, Fakat Nefes Yoktur

    Bazen yalnızca bir cümle eski yerinde durmaz. Cenazeden dönülmüştür. Masadaki çaylar soğurken biri, ölümü sabra, takdire ve görünmeyen bir anlama bağlayan o tanıdık teselliyi söyler. Kelimeler yıllardır duyulan kelimelerdir; nerede başlayacağı, nasıl süreceği, sonunda nereye varacağı bellidir. Masadakiler başlarını sallar. Konu kapanmış gibi olur. İnsan da başını sallayabilir. Doğru yerde susar, kendisinden beklenen sözü söyler….